Tarih: 21-09-14, 23:08:07

Anket

Sıradaki Bölümün Başlığı Söylensin Mi?

Söylensin, merakımız dinsin.
16 (45.7%)
Söylenmesin, heyecan unsuru olsun.
19 (54.3%)

Toplam Oy Verenler: 31

Oylama kapandı: 03 Kasım 2011, 23:03:53

Bağlanılan Hatırlatmalar

  • Jagdpanzer'den Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı: 26 Haziran 2012 - 28 Haziran 2012

Gönderen Konu: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı  (Okunma sayısı 32616 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Jagdpanzer

  • Sekban
  • *
  • الله اكبر Allahu Ekber!!!
  • İleti: 1597
    • Profili Görüntüle
Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« : 02 Ekim 2011, 19:50:48 »
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI, Kısım 1= 1939-1942
La Seconde Guerre Mondiale, Paris Match, 1975
*''İkinci Dünya Savaşı'' bir Larousse-Paris Match ortak yayını olan ''La Seconde Guerre Mondiale'' adlı Fransızca eserin Türkçe tercümesidir. Türkiye açısından gerekli ilaveler Meydan Larousse tarafından yapılmıştır.
 Meydan Gazetecilik ve Neşriyat Ltd. Şti. İstanbul, 1975
 Librarie Larousse-Paris Match. Paris, 1975




BÖLÜM LİSTESİ
  • Açılış
  • BİRİNCİ BÖLÜM, GİRİŞ, 1939 Eylülü, Polonya'ya Düşen Yıldırım
  • Polonyalılar Berlin'i Almayı Umuyor
  • Panzerler, Stukalar ve Darbeci Generaller
  • "Bu savaşı kaybedersek, Tanrı yardımcımız olsun!"
  • Fransa hücuma geçiyor: çok geç!
  • İKİNCİ BÖLÜM, BEKLEYİŞ,Eylül-Aralık 1939, Bir Garip Savaş
  • Yağmur Hitler'in İşini Bozuyor
  • Denizdeki Savaşta Bir Gariplik Yok
  • Sovyet Ordusu Finlandiya'da Sahneye Çıkıyor
  • İnönü ve Başlayan Dünya Savaşı
  • ÜÇÜNCÜ BÖLÜM, PERDE ARASI, Ocak-Mayıs 1940,Silahlar Hazır
  • Mechelen-sur-Meuse: Bir Mecburî İniş, Hitler'in Taarruzu Durdurmasına Yol Açıyor
  • Hitler mi, Manstein mı? Sedan Planı'nın Doğuşu
  • 9 Nisan 1940: Almanya Norveç'e Saldırıyor
  • Norveç, Alman Deniz Kuvvetleri'ne Pahalıya Mal Oluyor
  • DÖRDÜNCÜ BÖLÜM- YILDIRIM SAVAŞI, 10-18 Mayıs 1940, Sedan Faciası


    İşte seferberliğin açlık ve yoksulluktan kurtararak Bavyera ordusuna kattığı Avusturyalı, Adolf Hitler


     Geçmişi olmayan, ideal bir asker. Münih'te bıraktığı anası, babası, çocuğu, dostu yok. Savaş, bu başarısız ressamın büyük eğiticisi olacak. Ona, pek sevdiği disiplini, tarihi gerçeklerle yüz yüze gelmeyi, kitle psikolojisini öğretecek. Bütün savaş boyunca Adolf Hitler yalnız iki kere izin isteyecek; biri Lille'de kazanılan toprakları, diğeri yenilgi öncesinde Berlin'i görmek için. Üstlerine karşı gösterdiği Viyana efendisi nezaketini, Bavyeralı arkadaşları aşırı bir işgüzarlık sayarlar. Yenilginin ilk günlerinde, felaketin sebeplerini kavrayabilen birkaç kişiden biridir: propaganda eksikliği. Alman halkı niçin savaştığını bilmiyor.(Hitler, resimde, orta sırada, en sağda)

     Münih, 1 Ağustos 1914. Bir meydanda toplanmış heyecanlı kalabalık arasındaki bu ufak siyah bıyıklı adamın Adolf Hitler olduğu, yirmi yıl sonra anlaşılacaktır.

     1 Mayıs 1923'teki başarısız girişimden sonra darbeciler, Münih'te, mahkeme huzuruna çıkmadan önce gelecek kuşaklar için poz veriyorlar. Soldan sağa: Weber, Frick, Kriebel, Ludendorff, Hitler, Brückner, Roehm, Wagner

     Terhis edildikten sonra Hitler, Münih'e dönmüştür. 'Alman Halk Partisi'ne giriyor. Nasyonalizm ve sosyalizm, o güne kadar karşıt sayılan bu iki sistem, büyük kitlelerin kazanılması ve Büyük Almanya'nın kurulması için birleştirilecektir. Partinin propaganda işini üstüne alan Hitler gerek ateşli nutukları, gerekse kişisel insan ilişkileri yoluyla harikalar yaratır.
     Hitler: Yeni Şansölye

     Yeni şansölye Hitler, biraz önce törenle yemin etmiştir: ''Var gücümle Alman halkının iyiliğine çalışacağıma, Alman anayasasına ve yasalarına saygılı olacağıma, görevimi titizlikle yerine getireceğime, herkese karşı tarafsız ve adil davranacağıma ant içerim.''

     Kişiye tapınmanın böylesine yaygın ve coşkun bir örneği, daha önce görülmedi.


     Alman halkı Führer'iyle yekvücut oluyor. Her yıl 20 nisanda doğum günü, sevgi gösterileriyle kutlanıyor. Kadınlar ve çocuklar Şansölyeliğin merdivenlerine çiçekler seriyor. Hitler, daha önce tanıdığımız siyasal eylemci değildir artık. Tanrı'nın Almanya'yı arıtmak ve canlandırmakla görevlendirdiği adamdır. Kelimenin eski çağlardaki anlamıyla tam bir demagog: kendi ağzında halkın dile geldiğine inanan kişi.

     Henüz zorunlu Versailles Antlaşması hükümleriyle bağlı bulunan Reichwehr, manevralarda, bisiklet tekerlekli, kartondan tanklar kullanıyor. Ama Kızılordu'nun çağrısı üzerine katıldığı SSCB topraklarındaki manevralarda, Rus yapımı gerçek tanklar da kullanacak.

     Nasyonel Sosyalist Parti'nin IX. kongresi, 1938'de Nürnberg'de çok gergin bir havada açılıyor. Hitler Çekoslovakya'yı işgale hazır. Hofburg'dan Alman Kutsal Roma İmparatorluğu'nun simgelerini getirtmiştir: taç, kalkan, kılıç, yerküre ve kırmızı ayakkabılar. ''Biz sonuncu Almanya'yız, diye haykırıyor Hitler; bizim başlattığımız hareket sona erince, yüzyıllar ve yüzyıllar sonra, Almanya da kalmayacak. Dünyanın nefretine rağmen, Almanya ancak bizimle var olabilir.''

     Hitler'in huzuruyle, Berlin SS'lerinin geçit töreni. Bu askeri tantana yanıltmasın bizi. Gerçekte asker mi bunlar? Hayır, polis! Dört yıl boyunca Avrupa'ya dehşet saçacak uygulamalarının ilk provalarını Almanya'da yapan polisler; işgence, kitle halinde öldürme, jurnalcilik, ölüm kamplarına sevk gibi. Mein Kampf'ın öğretisi, SS'lerin elinde kaçınılmaz sonuçlarını veriyor. Revensbrück, Dachau ve Buchenwald kampları, rejime ilgisiz Almanlar ve Yahudilerle dolmaya başlamıştır bile.

     SS'lerin şefi Himmler ve Hitler'in bin kadar 'suçortağı'yla birlikte öldüreceği Roehm.

     1932'de, büyük Reichswehr manevralarını ziyareti sırasında, savaş bakanı von Schleicher, yabancı askeri ataşeleri bizzat selamlayacak. Manevralarda SSCB'yi temsil eden altı Sovyet subayına ayrı ve dikkati çeken bir ilgi gösterecek.

     Anschluss ertesi. Hitler Avusturya'da. Avusturyalı subaylar Alman üniformasını giymişler bile.


     Chamberlain (yukarda, üstte) ve Daladier (yukarda, altta) Südetler bölgesindeki ülkelere elkoymaktan vazgeçmeyecekse bile, hiç değilse görünüşü kurtaracak ölçüde hukuki şekillere saygılı olmasını istemek üzere Hitler'i ziyarete gelmişler. Hitler daha sonra onlardan 'solucan gibi adamlar' diye söz edecek. Alttaki fotoğrafta ortada görünen, tercüman Schmidt.

     Stalin arkada gülümserken, von Ribbentrop Almanya adına, Alman-Sovyet anlaşmasını imzalıyor. Bu andan itibaren bütün dünyanın da bildiği gibi, felaketi hiçbir şey önleyemeyecek.

     ''Bütün silahlı kuvvetlerin komutası bundan böyle ve doğrudan doğruya bana bağlıdır. Komuta merkezi benim emrimde olacak ve kurmay heyetim gibi çalışacak...''
     1939 Temmuz'unda Hitler, Maginot Hattı'nın karşısında yer alan Siegfried Hattı istihkamlarını denetliyor.

     ''Hiç bilmediğim bir söz vardır, teslim olma denilen şey... Üniformayı sırtımdan zaferden önce çıkarmayacağım''
    Hitler'in 1 Eylül 1939 günü Reichstag'daki sözlerinden.
« Son Düzenleme: 11 Haziran 2013, 21:56:20 Gönderen: Jagdpanzer »
İmana gelin!!!



Dönitz genel ev kursun :smoking:









STURM DER FLAMME: YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg424436#msg424436
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YAZI DİZİSİNE DE YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=25043.msg583257#msg583257







Gemideki kadınların %10'u hamile kalmış. asg*






YA kim ateyiz ya  :wall:









STURM DER FLAMME DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg508380#msg508380

Sikkim çok küçük.






Niye ki Sikkimle oynamak çok eğlencelidir, herkese öneririm.







Darbe yapinca darbe oluyor...






















Çevrimdışı Scipio

  • (osmanli askeri)
  • Ağır Süvari
  • *
  • İleti: 3170
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #1 : 02 Ekim 2011, 21:24:34 »
Süper bir yazı. Devamını bekliyorum mutlaka. Ayrıca iznin olursa kopyalayacağım bunları kaybetmemek için?
"The men who went to the moon to export peace, remained on the moon to rest in peace."

Çevrimdışı AGEMON

  • Sekban
  • *
  • Atatürk Yolunda
  • İleti: 1431
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #2 : 02 Ekim 2011, 21:31:58 »
Süper bir yazı. Devamını bekliyorum mutlaka.

Çevrimdışı PANZER GENERAL

  • Ağır Süvari
  • *
  • MR.KEY
  • İleti: 6971
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #3 : 02 Ekim 2011, 22:45:51 »
Güzel bir yazı. tbrk*

''Hiç bilmediğim bir söz vardır, teslim olma denilen şey... Üniformayı sırtımdan zaferden önce çıkarmayacağım''
Hitler'in 1 Eylül 1939 günü Reichstag'daki sözlerinden.

Bu sözü tuttum. tbrk*

Çevrimdışı Jagdpanzer

  • Sekban
  • *
  • الله اكبر Allahu Ekber!!!
  • İleti: 1597
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #4 : 02 Ekim 2011, 22:55:24 »
Süper bir yazı. Devamını bekliyorum mutlaka. Ayrıca iznin olursa kopyalayacağım bunları kaybetmemek için?
Tabi ama yazının hakkı benim değil ki zaten! Klavye hakkı benim sadece  :D Kitaptan yazıyorum aynen (1970'ler Türkçesi olduğundan imla ve kelime düzeltmesiyle tabi ki). Kitabın adını alarak istediğiniz yerde, kaynak olarak da baştaki satırları belirterek kullanabilirsiniz. Reymond Cartier'e ayıp olmasın. ;D
Not: bu hazırlık bölümüydü. Sıradaki: Birinci Bölüm; Polonya'ya Düşen Yıldırım! Bekleyin, yakında! :D
« Son Düzenleme: 02 Ekim 2011, 22:56:25 Gönderen: Jagdpanzer »
İmana gelin!!!



Dönitz genel ev kursun :smoking:









STURM DER FLAMME: YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg424436#msg424436
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YAZI DİZİSİNE DE YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=25043.msg583257#msg583257







Gemideki kadınların %10'u hamile kalmış. asg*






YA kim ateyiz ya  :wall:









STURM DER FLAMME DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg508380#msg508380

Sikkim çok küçük.






Niye ki Sikkimle oynamak çok eğlencelidir, herkese öneririm.







Darbe yapinca darbe oluyor...






















Çevrimdışı PANZER GENERAL

  • Ağır Süvari
  • *
  • MR.KEY
  • İleti: 6971
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #5 : 02 Ekim 2011, 22:58:25 »
Polonyayı al jagdpanzerim bekliyoruz. :rifle:

Çevrimdışı Scipio

  • (osmanli askeri)
  • Ağır Süvari
  • *
  • İleti: 3170
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #6 : 02 Ekim 2011, 22:58:38 »
Salla Reymond'u ;D Office'i kurunca alırım hepsini.
"The men who went to the moon to export peace, remained on the moon to rest in peace."

Çevrimdışı Jagdpanzer

  • Sekban
  • *
  • الله اكبر Allahu Ekber!!!
  • İleti: 1597
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #7 : 03 Ekim 2011, 20:22:31 »
Salla Reymond'u ;D Office'i kurunca alırım hepsini.
  ;D
İmana gelin!!!



Dönitz genel ev kursun :smoking:









STURM DER FLAMME: YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg424436#msg424436
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YAZI DİZİSİNE DE YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=25043.msg583257#msg583257







Gemideki kadınların %10'u hamile kalmış. asg*






YA kim ateyiz ya  :wall:









STURM DER FLAMME DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg508380#msg508380

Sikkim çok küçük.






Niye ki Sikkimle oynamak çok eğlencelidir, herkese öneririm.







Darbe yapinca darbe oluyor...






















Çevrimdışı Jagdpanzer

  • Sekban
  • *
  • الله اكبر Allahu Ekber!!!
  • İleti: 1597
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #8 : 03 Ekim 2011, 22:44:52 »
BİRİNCİ BÖLÜM- GİRİŞ
   1939 Eylülü
POLONYA'YA DÜŞEN YILDIRIM

1939 Ağustos'unun son saatleri. Karpatlar'dan Baltık Denizi'ne, gece soğuk ve berrak. Hava tahminleri mükemmel. Çukur alanlardaki hafif sis de güneşle birlikte dağılacak. Sakin, aydınlık, uçuşa elverişli bir gün bekleniyor.

''Polonya, yetersizliğinden değil, yapısı gereği savaşmadan yenik düştü...''

 Yaz boyunca sertleşmiş, ekinleri biçilmiş toprak da tank harekatına öylesine yatkın. Irmakların suyu çekilmiş; Narev, Bug, Vistül gibi büyük akarsular hemen her yerde yürüyerek geçilecek durumda. Wehrmatcht'ın yeni savaş yöntemlerini denemek için gerekli bütün şartlar sanki bir araya getirilmiş.

 Bütünüyle harekata 'Beyaz Plan' (Fall Weiss) adı veriliyor. Birlikler savaş düzenine ayrı ayrı emirlerle, birbirinden habersiz sokulmuş; 'seferberlik' kelimesinin ağza alınması bile yasak. Yürüyüş emri ordu komutanlıklarına akşamın saat beşinde, şöyle veriliyor: Y=1.9.4.45. Demek ki, savaşın başlayacağı, Almanya'nın ve dünyanın kaderinin yeniden belirleneceği an, 1 Eylül sabahı, saat 4.45 olacak. Adolf Hitler'in emrini ta Polonya sınır boylarındaki piyade birliklerine kadar ulaştırabilmek için, haberleşme servisleri hemen harekete geçiyor. Süre insafsızca kısa, öylesine yetersiz ki bazı birlikler savaş haberini vaktinde alamayarak çarpışmalara top seslerini işittikten sonra katılacak.

 Ne var ki, hareket emri vermiş olan bazı komutanlar, dur emri vermeye de hazırdır. Nitekim, Güney Cephesi Orduları Komutanı General Gert von Rundstedt ile kurmay başkanı General Erich von Manstein bu durumda. Altı gün önce olanların tekrarlanmasından korkuyorlar. 25 Ağustos günü, saat 15.25'te -Rundstetd'in komutayı alışından üç saat sonra- Nysa kıyısında bir köyde kurulu karargahlarına, ertesi gün saat 4.30'da harekete geçme emri gelmişti. Aynı akşam, sekiz buçuğa doğru alelacele bir şeyler yedikleri sırada, yeni bir haber geldi; Başkomutan Hitler hücum emrini iptal ediyor ve birliklerin durdurulmasını istiyordu. Yürüyüşe geçmiş olan üç orduyu, adeta yakalarına sarılarak durdurmak gerekti. Dağlık Tatras bölgesinde motorlu bir alay, sınırı aşmak üzereyken, Fieseler-Storch avcı uçağıyla yola iniş yapan bir irtibat subayının fedakarlığı sayesinde durdurulabilmişti.

 Çığı durdurmak için gerekli bütün tedbirleri de almış olarak, iki general, gece yarısına kadar beklerdiler; emrin gözdağı vermek amacı güden bir blöf olabileceği düşüncesinden kurtulamıyorlardı. Gece yarısı olunca, Rundstetd davarandı:''Bundan sonra istesek de durduramayız artık, dedi; gidip bir-iki saat dinlenelim.''

 
''İngilizlerin işe karışmasını önlemek istiyorum'' (Hitler)

 Bu bağışlanan süre, can çekişmekte olan barışa tanınan bir haftalık kısa ömür, Hitler'in savaşı belli bir yöreyle sınırlı tutma amacı güden son girişimiyle ilgiliydi. 25 Ağustos sabahı Göring'in bürosundaki telefon çalmıştı. Mareşal kulaklıkta Führer'in sesini işitti: ''Her şeyi durduruyorum.''
 -Ya! (Ferahlama belirtisi derin bir nefes) İyi haberler mi var?
 -Yoo, İngilizlerin işe karışmasını önlemek istiyorum.
 Danzig ve Koridor anlaşmazlığı, Adolf Hitler'in henüz istemediği bir şeyi, bir dünya savaşı ihtimalini yaklaştırıyordu. Kavganın Polonya ile Almanya arasında kalması için son bir çaba harcıyordu Hitler.

 Polonya askeri harekatını Hitler ordu komutanlarına 23 Mayıs'ta bildirmişti: ''Çekoslovakya olayının tekrarını beklemeyin beyler, bu sefer savaşacaksınız.'' Savaş Ağustos sona ermeden, hasat kaldırıldıktan hemen sonra başlamalı, sonbahar yağmurlarına ve çamur mevsimine kalmamalıydı. ''Eğer Orgeneral von Brauchitsch uzun sürecek bir savaştan söz etseydi, harekete geçmezdim. Ama o bana, Polonya'yı birkaç haftada almayı vaat etti.'' Fransa ile İngiltere bu işe karışmazlardı. ''Münih'te yöneticilerini tanıma fırsatı buldum: Daladier de Chamberlain de solucan gibi adamlar.'' Buna karşılık Hitler, Sovyetler Birliği'nin başındaki Stalin'i hemen de kendi hizasında görüyor ama generallerinin çoğu temizlik hareketlerinde saf dışı bırakılmış olan Kızılordu'dan çekinmiyordu. ''Kaldı ki Rusya'nın, Polonya Devleti'nin yıkılışına ilgisiz kalması da pekala mümkün.'' Emir Subayı Yarbay Schmundt'un tutanaklarında yer alan bu son cümlede, Hitler-Sovyet anlaşmasının, 23 Ağustos'ta sahnelenecek olan bu oyunun ilk belirtilerini görmek mümkündür.

 Yaklaşma, ticaret anlaşması imzalamak üzere bir Alman heyetinin Moskova'ya gönderilmesiyle başladı. O günlerde, İngiltere ve Fransa temsilcileri de Sovyet başkentinde, III. Reich'a karşı askeri bir işbirliği için görüşmelere başlamak üzereydiler. Bu iki pazarlık, biri sessiz ve kolay, öbürü çetin ve tartışmalı, yan yana devam etti. İngiliz ve Fransızlarla Ruslar, bin güçlükle, 25 Temmuz'da siyasi bir prensip anlaşmasına vardılar; daha sonra Moskova'ya, Amiral Planket ile General Doumenc başkanlığında bir askeri heyet gitti. Ama aşılmaz bir engelle karşılaştı: SSCB ile Almanya'nın ortak sınırı yoktu ve Polonyalılar, Kızılordu'ya kendi vatanlarında savaş alanı sunmayı inatla reddediyorlardı. Varşova'ya bu yönde yapılan bütün baskılar sonuçsuz kaldı.

 İşte bu sırada Moskova'ya Hitler'in bir telgrafı ulaştı: Almanların Führer'i, Stalin'den, Dışişleri Bakanı Joachim von Ribbentrop'u bekletmeden kabul etmelerini istiyordu.

 Bu yolculuk haberi, 22 Ağustos'u 23'e bağlayan gece Batı başkentlerinde bomba gibi patladı. Bunaltıcı, hummalı, şaşkın bir geceydi bu. Nazilerle Komünistler arasında bir yakınlaşma ihtimalinden söz eden diplomatik telgraflar 'olmayacak şey' sayıldı. Gazete yazı işleri ve bakanlık odalarında, eline sarı bir teleks kağıdı tutuşturulanların hepsi ''haydi canım sen de''yi basıyordu. Dışişleri bakanı tarafından Fransa Başbakanı Edouard Daladier, uykulu bir sesle ''Bir gazeteci balonu olamsın, diyordu; önce bir araştırın bakalım.''. Yazık ki, değildi. Ertesi sabahtan itibaren Berlin ve Moskova'nın zafer bilfirileri, Sovyetler Birliği ile Alman Reich'ı arasında bir saldırmazlık paktı imzalandığını bütün dünyaya ilan ediyordu. İngiliz-Fransız askeri heyetine, evlerine dönmekten gayri yapacak iş kalmamıştı.

 İngiltere acı bir hayal kırıklığına uğradı. Fransa'da da tarifsiz bir telaş baş gösterdi. Almanya ise derin bir nefes almış, ferahlamıştı. Führer'in dehasından pek emin olmayanlar da artık şüpheden kurtulmuşlardı. Almanların bir kısmı, Sovyet kılıcı Batı demokrasilerinin elinden alındığına göre, artık savaş olmaz düşüncesine kapıldılar. Bir kısmı ise, iki cephe kabusu ortadan kalktığına göre, savaş asıl şimdi başlayabilir diye düşündüler. Çelimsiz Polonya bir çırpıda saf dışı edilecek ve Almanya bütün gücüyle batıya yüklenebilecekti.
Alman ordusunun makine gücü harekete geçmiştir.

 Moskova'da işler iyi gitmişti. Kötü bir müzakereci olan Ribbentrop, bir güçlükle karşılaşmadı. Görünürdeki saldırmazlık paktının aslında, Polonya'nın dördüncü defa paylaşımını öngören gerçek anlaşmayı gizleyecek bir perde olmasını, Stalin hemen kabul etmişti. Ortak sınır konusunda da çabucak anlaştılar: Narev, Vistül ve San ırmakları çizecekti bu sınırı. Baltık ülkeleri de bölüşülüyordu; Litvanya Almanya'nın, Letonya, Estonya, Finlandiya ve Romanya'nın geri vereceği Besarabya Rusya'nın olacaktı.  Oldukça yüksek bir bedeldi bu. 1919 anlaşmalarıyla, bolşevikliğin çevresinde kurulmuş olan tampon devletler çiti yıkılacak demekti. Germen dünyası, öteden beri ileri karakolları olan Livonya ve Kurzeme'den yoksun kalacaktı. Ağır, ama geçici olduğu için önemsiz şartlar. Anlaşma karşılıklı kötü niyete dayanıyordu; Hitler'e göreyse, pek yakında yırtıp atacağı bir anlaşmaydı bu. Yakınlarına, amacının Danzig'i geri almak ve Koridor'u haritalardan silmek olmadığını söylüyordu; hatta Polonya Devleti'ni yıkmayı da düşünmüyordu. Niyeti, Alman halkının geleceğini güven altına alacak olan geniş Rus ovalarını ele geçirmekti. Katlandığı fedakarlık geçiciydi, demek ki gerçek bir fedakarlık söz konusu değildi.

 Ne var ki, diplomatik zaferinin ardından Hitler'i, bir öfke, bir sürpriz ve bir hayal kırıklığı bekliyordu.

 Öfkesine yol açan İtalya'ydı. Mayıs ayında bu iki ülke gösterişli bir askeri anlaşma imzalamış, propaganda servisleri de bunu 'Çelik Pakt' diye adlandırmıştı. Ama çelik kısa sürede paslanacağa benziyordu. Ciano ile Mussolini, savaşın eli kulağında olduğunu fark edince dehşete kapıldılar. Hitler'den hazırlıksız olduklarını söyleyerek savaşı ertelemesini istiyor, bu arada gerekçe olarak, uğrunda pek çok masrafa girdikleri 1940 Roma Uluslararası Fuarı'nı bile öne sürüyorlardı. Moskova'da kazanılan diplomatik zafer de onlara güven vermedi. Ribbentrop'un dönüşünden birkaç saat sonra Hitler, yüzünde kaskatı bir ifadeyle, İtalya büyükelçisi Attolico'yu dinliyordu; elçi Mussolini'nin, savaş dışı kalma niyetini dile getiren şaşkın ifadeli mektubunu okumakla meşguldü. O defedilince, Hitler sövüp saymaya başladı: güvenilmez, ödlek, alçak, herifler, zaten oldum olası haindir bu İtalyanlar!... Resmi bildiride gene de, savaş dışı kalmanın tarafsızlık anlamına gelmediği, Führer'in İtalya'nın tutumunu onayladığı ve Çelik Pakt'ın her zamandan daha sağlam olduğu belirtildi.

 Hitler'i bekleyen sürpriz ve hayal kırıklığı ise Londra'dan geliyordu. Alman-Sovyet anlaşması ile cesaretlerin kırıldığı Paris'te, Polonya'nın artık kurtarılamayacağı, onun için bir savaşa girmenin faydasızlığı düşüncesi ağır basıyordu. Oysa Londra'dakiler bu gerçeği kavramışa benzemiyorlardı. Kabinenin tepkisi kuru bir bildiri yayımlamaktan ibaret kalmıştı; bunda, Moskova'da olup bitenlerin İngiltere'nin yükümlülüklerini hiçbir şekilde etkilemediği ve taahhütlerinde ısrarlı oldukarı belirtiliyordu. Birkaç saat sonra bu taahhütler bir bir sayıldı ve daha da kesinleştirildi. Polonya hükümetine Mayıs ayında verilmiş olan genel nitelikteki garanti, hemen o gün, bir karşılıklı yardım anlaşmasına dönüştürülüyordu. Anlaşmanın taraflarından her biri, bağımsızlığına karşı girişilen doğrudan veya dolaylı bir saldırıyı silahla püskürtmek zorunluluğu duyduğu takdirde, diğeri elindeki bütün imkanlarla onun yardımına koşmayı taahhüt ediyordu. İngilizler o güne kadar böylesine kesin bir yükümlülük altına hiç girmemişlerdi. Daha çok boş kağıt imzalamaya benzer böyle bir davranışta hiç bulunmamışlardı. Garip yaratıklardı bu İngilizler! Daha geçen yıl, Berchtesgaden'de, Bad Godesberg'de, Münih'te, o eli şemsiyeli adam, o ince, uzun boyunlu Chamberlain, Almanların güçlü Führer'ine nasıl görünmüştü: yapmacık bir öfkeyle, hesaplı bir ses yükseltmeyle dehşete sürüklenebilen şaşkın bir ihtiyar. Şimdi gelin görün ki, aynı Chamberlain, gereksiz tek cümle etmeksizin, hiç sızıldanmaksızın, İngiltere'nin bütün gücünü mahkum bir Polonya ile silahlanmış Almanya'nın arasına sürüyordu. Blöf müydü bu? Çaresizlikten alınmış bir karar mı? Yoksa daha çok, Adalıların kıta işlerini değerlendirmede gösterdikleri bir anlayışsızlığın, bir zihin yavaşlığının bir eseri mi? Önce bunu bilmek gerekti.

 Adolf Hitler, 25 Ağustos günü saldırıyı, başlamasına birkaç saat kala, bunun için ertelemişti.

 Ama bu erteleme süresi, karmaşık müzakerelere sahne olmaktan öte işe yaramadı. İngilizlerin haklı güvenmezliği karşısında Hitler'in kurnazlığı sonuçsuz kaldı. Geçen yıl Münih Anlaşması'na inanmıştı İngilizler. Altı ay sonra bu anlaşmayı yırtıp atark, Çekoslovakya'dan arta kalanlara saygılı olmayı vaat etmişken bu ülkeyi bütünüyle işgal ederek Hitler, onların iyi niyetiyle oynamış, hayallerini yıkmıştı. Şimdi Danzig ile Koridor'un son toprak istekleri olduğuna karşısındakileri inandırmaya çalışması boşunaydı.

Kahramanların gıdası olan, kösele ve gübre kokusu... Savaş yeni yüzünü henüz göstermemiş. 1815 modası küçük arabalarıyla Polonya ordusu, bir ateş ve çelik selini göğüslemeye gidiyor.

 31 Ağustos günü güneş batarken, geride hala bir müzakere ümidi kalmıştı. Hitler, Polonya'nın tam yetkili bir temsilcisiyle görüşmeyi kabul etti, Mussolini ise Avrupa'nın anlaşmazlık konusu bütün meselelerini çözümlemek üzere milletlerarası bir konferans toplanması fikrini ortaya attı. O gece Avrupa, krizin can alıcı noktasının aşılmış ve barışın bir kere daha kurtarılmış olduğu inancıyla, önceki gecelerden daha rahat uyudu.

 1 Eylül sabahı güneş doğarken, Alman zırhlı birlikleri sınırı aşmaya ve Alman bombaları Polonya kentlerini dövmeye başladı. Hitler bir kere daha yalan söylemişti: son andaki uzlaşıcı tutumu bir uyutma çabasından ibaretti. Polonya'ya saldırı emri bir gün önce verilmişti. Himmler'in eseri olan ve pek beğenilen savaş hilesi -Gleiwitz radyo vericisine sahte Polonya üniforması giymiş hükümlülerin saldırması uygulamaya konulmuştu bile. Bu alçakça tertibe karşı durmak isteyen, bölge askeri komutanı Yarbay Steinmetz, tek kelimeyle susturulmuştu: 'Führerbefehl' -Führer'in emridir. Şimdi Alman radyosu avaz avaz haykırmaktaydı: Alman toprakları saldırıya, Polonya'daki Alman azınlığı katliama uğradı, artık Alman ordusu duruma el koymak zorundadır. Savaş ilanı söz konusu değildi; sadece bir cezalandırma harekatına girişilecekti.

 Zarlar atılmıştı. Ama Hitler, 25 Ağustos ertelemesine yol açan soruya cevap bulamadan harekete geçiyordu: İngiltere'nin tutumu gerçek bir cesaret eseri miydi, yoksa bir blöf mü?
İmana gelin!!!



Dönitz genel ev kursun :smoking:









STURM DER FLAMME: YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg424436#msg424436
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YAZI DİZİSİNE DE YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=25043.msg583257#msg583257







Gemideki kadınların %10'u hamile kalmış. asg*






YA kim ateyiz ya  :wall:









STURM DER FLAMME DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg508380#msg508380

Sikkim çok küçük.






Niye ki Sikkimle oynamak çok eğlencelidir, herkese öneririm.







Darbe yapinca darbe oluyor...






















Çevrimdışı Annibal

  • Crazy Horse Archer
  • Ağır Süvari
  • *
  • İleti: 5232
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #9 : 03 Ekim 2011, 22:54:39 »
Lehistan'ın süvarileri bile durumu özetliyor

Çevrimdışı Jagdpanzer

  • Sekban
  • *
  • الله اكبر Allahu Ekber!!!
  • İleti: 1597
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #10 : 03 Ekim 2011, 22:56:07 »
Lehistan'ın süvarileri bile durumu özetliyor
Evet. Galiba okumadan doğrudan resimden giriş yaptın.  tbrk* Zaten ilk resim konunun kapak resmi. :yes:
İmana gelin!!!



Dönitz genel ev kursun :smoking:









STURM DER FLAMME: YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg424436#msg424436
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YAZI DİZİSİNE DE YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=25043.msg583257#msg583257







Gemideki kadınların %10'u hamile kalmış. asg*






YA kim ateyiz ya  :wall:









STURM DER FLAMME DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg508380#msg508380

Sikkim çok küçük.






Niye ki Sikkimle oynamak çok eğlencelidir, herkese öneririm.







Darbe yapinca darbe oluyor...






















Çevrimdışı Scipio

  • (osmanli askeri)
  • Ağır Süvari
  • *
  • İleti: 3170
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #11 : 03 Ekim 2011, 23:06:11 »
Yine muhteşem bir bölüm. İlerde daha güzel olacak eminim. Beklemedeyim :)
« Son Düzenleme: 03 Ekim 2011, 23:34:06 Gönderen: osmanli askeri »
"The men who went to the moon to export peace, remained on the moon to rest in peace."

Çevrimdışı KHAN

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 1257
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #12 : 03 Ekim 2011, 23:27:05 »
Geçenlerde İngilizce bir makale okudum,savaşta Polonya süvarilerinin tanklara hücum ettiğinin tamamen bir efsane ve Alman propagandası olduğundan bahsediyordu, propagandanın çıkış noktası ise bir İtalyan savaş muhabirinin aktarımıymış sanırım, onun haricinde makalede bu tür süvari saldırılarının hiç olmadığını, süvarilerin sadece mobil rezerv  ve keşif görevi yaptığından bahsediliyordu.
« Son Düzenleme: 03 Ekim 2011, 23:27:25 Gönderen: KHAN »

Çevrimdışı Jagdpanzer

  • Sekban
  • *
  • الله اكبر Allahu Ekber!!!
  • İleti: 1597
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #13 : 04 Ekim 2011, 00:03:31 »
Geçenlerde İngilizce bir makale okudum,savaşta Polonya süvarilerinin tanklara hücum ettiğinin tamamen bir efsane ve Alman propagandası olduğundan bahsediyordu, propagandanın çıkış noktası ise bir İtalyan savaş muhabirinin aktarımıymış sanırım, onun haricinde makalede bu tür süvari saldırılarının hiç olmadığını, süvarilerin sadece mobil rezerv  ve keşif görevi yaptığından bahsediliyordu.
Aslında öyle ama sonuçta Alman saldırılarına karşı mobil rezerv konumunda da olsa, esas muharip birlikler de olsalar, tankları yenemese bile önünü tıkayabilecek tek güç süvarilerdi. Yani propaganda maksatlı da olsa, tespit doğru: Polonya süvarilerini kıyıma yolladı resmen. Diğer Leh unsurları mobil birlik değildi. Yalnız savunma için yerlerinde kaldılar ve kuşatıldılar. Adamlar bir de iki yıl direnip uygun barış koşulu olmasını umuyorlardı. Fransız kurmayı Lehlere bir yıl ömür biçmişti.
 O kadar Leh süvari hücumu fotoğrafı var. Bu bile gerçeği gösteriyor.
 Sıradaki bölüm: Polonyalılar Berlin'i almayı umuyor. Bekleyin, yakında sizlerle  :D .
 Not: Bazı konular bir kerede yazılamayacak kadar uzun olduğu için alt bölümleri ele alarak, kitaptaki şekliyle bölüyorum. Konu düzeni;
 -Esas bölüm (kırmızı ve büyük harfler)
 -Alt bölüm (siyah ve orta boy harfler)
 -Foto. cümleleri (mavi yazılar)
 -Diğer önemli ara unsurlar (kalın ve siyah harfler)
 Düzen hiç değiştirilmeyecektir. (orijinal kitap siyah-beyaz  ;D) Bir seferde olabildiğince çok yazmaya çalışacağım.
* Bölüm listesi eklenmiştir.
* Yazım yanlışı olduğunda uyarmanız rica olunur (geyikle değil).
« Son Düzenleme: 23 Ekim 2011, 23:07:32 Gönderen: Jagdpanzer »
İmana gelin!!!



Dönitz genel ev kursun :smoking:









STURM DER FLAMME: YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg424436#msg424436
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YAZI DİZİSİNE DE YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=25043.msg583257#msg583257







Gemideki kadınların %10'u hamile kalmış. asg*






YA kim ateyiz ya  :wall:









STURM DER FLAMME DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg508380#msg508380

Sikkim çok küçük.






Niye ki Sikkimle oynamak çok eğlencelidir, herkese öneririm.







Darbe yapinca darbe oluyor...






















Çevrimdışı KHAN

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 1257
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #14 : 04 Ekim 2011, 00:09:49 »
Aslında öyle ama sonuçta Alman saldırılarına karşı mobil rezerv konumunda da olsa, esas muharip birlikler de olsalar, tankları yenemese bile önünü tıkayabilecek tek güç süvarilerdi. Yani propaganda maksatlı da olsa, tespit doğru: Polonya süvarilerini kıyıma yolladı resmen. Diğer Leh unsurları mobil birlik değildi. Yalnız savunma için yerlerinde kaldılar ve kuşatıldılar. Adamlar bir de iki yıl direnip uygun barış koşulu olmasını umuyorlardı. Fransız kurmayı Lehlere bir yıl ömür biçmişti.
Yalnız bu bir tespit değil durumu ifade ediyor, Polonya süvari kullanmakla hata yaptı bir tespittir ama polonya tanklara karşı süvarileri hücum ettirdi bir durumu ifade ediyor.

Bahsettiğim makaleyi yeniden okudum adam en sonuna bugün eğitimli olduğunu sanan pek çok insan Polonya süvarilerinin mızraklarla tanklara hücum ettiğine inanıyor yazmış.
« Son Düzenleme: 04 Ekim 2011, 00:10:18 Gönderen: KHAN »

Çevrimdışı Jagdpanzer

  • Sekban
  • *
  • الله اكبر Allahu Ekber!!!
  • İleti: 1597
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #15 : 04 Ekim 2011, 00:15:50 »
Yalnız bu bir tespit değil durumu ifade ediyor, Polonya süvari kullanmakla hata yaptı bir tespittir ama polonya tanklara karşı süvarileri hücum ettirdi bir durumu ifade ediyor.

Bahsettiğim makaleyi yeniden okudum adam en sonuna bugün eğitimli olduğunu sanan pek çok insan Polonya süvarilerinin mızraklarla tanklara hücum ettiğine inanıyor yazmış.
Not: Bir önceki mesajımı güncelledim.
 Elbette mızraklarla saldırmadılar! Bu saçma olurdu. Ellerinde mızrak vardı. Ancak süvarilerin esas işlevi çekili makineli tüfekler ve seri (yalnız çok güçsüz) tanksavarlar ile Alman tanklarına verilen gediklerin tıkanmasıydı. Gedik tıkayalım derken daha yolda telef oluyorlardı. Geri çekilseler de stukalar yolda mahvediyordu. Onlar da hücumu seçtiler. Mızraklı-tüfekli düzen tank çevresindeki personel birliklerine zayiat verdirmek içindi.
« Son Düzenleme: 04 Ekim 2011, 10:39:31 Gönderen: Jagdpanzer »
İmana gelin!!!



Dönitz genel ev kursun :smoking:









STURM DER FLAMME: YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg424436#msg424436
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YAZI DİZİSİNE DE YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=25043.msg583257#msg583257







Gemideki kadınların %10'u hamile kalmış. asg*






YA kim ateyiz ya  :wall:









STURM DER FLAMME DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg508380#msg508380

Sikkim çok küçük.






Niye ki Sikkimle oynamak çok eğlencelidir, herkese öneririm.







Darbe yapinca darbe oluyor...






















Çevrimdışı der Metz germeister

  • (Stonewall)
  • Sekban
  • *
  • Sieg Hell No!
  • İleti: 1162
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #16 : 04 Ekim 2011, 12:15:34 »
Sayfayı direk indirdim soluksuz okudum gerçekten güzel bir çalışma olmuş.

Çevrimdışı Annibal

  • Crazy Horse Archer
  • Ağır Süvari
  • *
  • İleti: 5232
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #17 : 04 Ekim 2011, 13:39:19 »
Mızraklarla saldırma olayını ben de bir Alman subayının ifadesinden okumuştum. Lehistan Savaşı'na gelirsek, ben II. Dünya Savaşı uzmanı değilim lakin Lehistan'ın düşeceği bariz belliydi, asıl soru ne kadar dayanabileceği üzerineydi. Lehistan ile Almanya arasındaki sınır Lehlerin aleyhine olduğundan batı bölgelerini feda edip doğuda daha dar bir alanda müdafa hattı kurabilirlerdi lakin bütün sanayinin batıda olması sebebiyle bu fedakarlığı yapmadılar. Önüne gelene ömür biçen Fransızlar da dönüp kendilerine baksın önce. 2 milyon esir verip 6 haftada başkentini kaptıran (mallık ötesi bir savunma planıyla), Amerikalılar tarafından kurtarılan ve nasıl savaştık diye kahramanlık anıtı diken millet her birşeyi bilmeyiversin.

Çevrimdışı KHAN

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 1257
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #18 : 04 Ekim 2011, 13:49:31 »
Polonya iki cephede tek başına 36 gün direnirken, Fransa tek bir cephede tüm müttefikleriyle toplamda sadece 9 gün daha fazla yani 45 gün direnebildi. Bu aslında Polonya'nın savaşa daha iyi hazırlandığını gösteriyor.

Çevrimdışı Jagdpanzer

  • Sekban
  • *
  • الله اكبر Allahu Ekber!!!
  • İleti: 1597
    • Profili Görüntüle
Ynt: Dev Yazı Dizisi: İkinci Dünya Savaşı
« Yanıtla #19 : 04 Ekim 2011, 16:46:56 »
Polonya iki cephede tek başına 36 gün direnirken, Fransa tek bir cephede tüm müttefikleriyle toplamda sadece 9 gün daha fazla yani 45 gün direnebildi. Bu aslında Polonya'nın savaşa daha iyi hazırlandığını gösteriyor.
Aslında iki taraf da (Fransa-Polonya) iyi hazırlanmıştı. Fark, savunma anlayışındaydı. Polonyalılar vatanlarını sonuna dek savunma çabasındaydı. Daha yeni kurulmuş, yüzyıllar öncesinden dirilmiş bir devlet yıkılmayı hazmedemezdi. Hatta bu yolla teslim olmayan bazı kesimler ormanlarda, dağlarda bir müddet direndiler. Sonuçta saldırıya uğrayan Polonya'ydı. Fransa ise tamamen mevzi savaşı anlayışıyla, kemikleşmiş batı sınırında Almanları yüzyıllar boyu zaptetme hayalindeydiler. Maginot Hattı savunmasına ekonominin büyük bir yüzdesini ve üretilen savaş araçlarının (uçaksavar, küçük top, makineli tüfek) yarıya yakınını yığmışlardı. Boşuna çabalanan bu çalışmayı önümüzdeki konularda detayıyla göreceğiz. Batı cephesinde savaş açan Fransızlardı. Fransız halkı artık dünya savaşı istemiyordu. Önceki savaşta coşku ve moralle uğurlanan askerler bu sefer keder ve büyük bir psikolojik çöküntüyle yollandılar.
 Neyse, ben sıradaki bölüme başlıyorum, daha işgal başlamadı bile... :D
« Son Düzenleme: 23 Ekim 2011, 23:09:55 Gönderen: Jagdpanzer »
İmana gelin!!!



Dönitz genel ev kursun :smoking:









STURM DER FLAMME: YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg424436#msg424436
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YAZI DİZİSİNE DE YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=25043.msg583257#msg583257







Gemideki kadınların %10'u hamile kalmış. asg*






YA kim ateyiz ya  :wall:









STURM DER FLAMME DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg508380#msg508380

Sikkim çok küçük.






Niye ki Sikkimle oynamak çok eğlencelidir, herkese öneririm.







Darbe yapinca darbe oluyor...






















 

Paradox Development Studio Facebook sayfasıParadox Dev Studio Twitter sayfasıParadox Interactive Google+ sayfasıParadox Interactive Youtube sayfasıParadox Interactive Steam sayfasıParadoxfan RSS beslemeleri

| www.totalwarturkiye.com | www.assassinscreed1092.com | www.diablofanturkiye.com | www.starcraftturkiye.com |