Tarih: 28-07-14, 13:18:46

Gönderen Konu: Derecik Çatışması (29 Eylül 1992)  (Okunma sayısı 1894 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Jagdpanzer

  • Moderatör
  • *
  • الله اكبر Allahu Ekber!!!
  • İleti: 1597
    • Profili Görüntüle
Derecik Çatışması (29 Eylül 1992)
« : 29 Eylül 2011, 13:27:00 »
 13 Eylül 92'de Aktütün Çatışması yaşandı. Bgün ayın 29'u. Aktütün'den 16 gün sonra. Sabah saat 5.00 suları.
 Tabura döneli iki ya da üç gün olmuştu ki, yine sabaha karşı, yine odamda telsiz dinlerken, aynı haberci, yani Alan ve Aktütün saldırılarını haber veren haberci geldi ve: 'Komutanım! Teröristler Derecik'e saldırıyor acele telsize gelin' dedi.
 Ben neyapayım? Bu yürek bunca acıya nasıl katlansın? Bu beyin ne düşünsün, ne yapsın? Alan Çatışması'ndan sonra benden rapor istediler, yazdım. Dedim ki, Şemdinli'de devlet yok. Sadece devletin askeri var. Devletin hiçbir kurumu çalışamıyor. Asker yalnız, vatandaş yalnız. Birbirlerinden başka kimse yok. Devlet sadece asker midir? Sadece vatandaş mıdır? Devleet bütün kurumlarıyla devlettir.
...
 Bir dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Paşa, Suriye sınırında bir beyanat verdi. Ertesi gün PKK örgütü Suriye'den çıkartıldı. Asker, Türk milletinin canı, gözbebeği, güvendiği en büyük kurum.
...
 Olay hakkında bilgi almak için komando taburu harekat merkezine gittim. Telsizde anlaşılmadık bir hızla cereyan eden yoğun bir muhabere vardı.
 Havan, geri tepmesiz top ve roketatar kullanan teröristler sabahın ilk ışıklarıyla birlikte saldırıya geçmiş ve açılan ateşlerde bölük binası isabet almıştı. Sağlıklı bir muhabere yapılamıyordu, çünkü telsiz anteni de isabet almıştı. Birazdan asayiş komutanı Özgen Paşa geldi. Bir yandan helikopterler yönlendiriliyor, diğer yandan uçaklar çağırılıyordu.
 Derecik bir çanağın içinde. Arazi yapısından ziyade, Hakurk PKK kampına en yakın üslerimizden biri. Hakurk'un vadiler içinden ülkemize açılan kapısı Derecik...
 Çatışmaya giren komando taburunun bir bölüğü. Bu bölüğün etrafında benim üslerim var; doğuda Samanlı, güneyde Yeşilova, batıda Umurlu. İlk haberlere göre benim birliklerim çatışmaya girmemiş görünse de temas sağlamaları an meselesi. Komutan bilgi alıyor, etrafına sürekli emir yağdırıyordu. Ben sadece izliyordum. Araziyi bildiğim için bir ara helikopterleri yönlendirme emrini bana verdiler. Orada telsiz muhaberelerini dinlemek bana çok ağır geliyordu. Hiçbir şey düşünmeksizin olay mahalline gitmek istiyordum. Bir ara küçük tip bir helikopter alana indi.
 Komutana 'ben gideyim!' dedim. 'Git' dedi ve bir anda kendimi havada buldum.
 Helikopter hızla yol alırken ben ne mi düşünüyordum? Hiç, hiçbir şey... Ne düşüneyim? Olay belli değil mi? Geceden ülkemize sızma, mevzilere yaklaşma, yüksek ateş gücüyle şok etkisi yaratma. Bu şoktan istifade ile mevzilere girme, el bombalarıyla askerlerimizi şehit etme... Bu filmi ben birkaç kez seyretmiştim.
 Ama bu sefer teröristlerin umduğu gibi olamamıştı. Gece yarısından sonra mevzilerde bir kaza olur ve bir asker hafif yaralanır. Bölük komutanı üsteğmen benzer kazalar olmasın diye tam sabaha karşı, yani tam teröristler mevzilere sızma hazırlığı içindeyken, tek tek mevzileri dolaşır, askerlerimizi ikaz eder ve döner.
 Gün ışımak üzereyken bütün askerler dikkatli ve uyanıktır. Kolay değil her gün her gece saatlerce nöbet beklemek ve uyanık kalmak. Onlar da bir can... Kahraman askerlerimiz yaklaşan teröristleri görür ve ateş ederler. Ve dönemin en büyük çatışması başlar.
 Helikopter pistine indiğimde bölük binasından az önce söndürülmüş ateşin dumanları tütüyordu. Tabur komutanı Atakan Binbaşı giriş merdivenlerinde oturuyordu. Çok düşünceliydi. Hiçbir şey söylemeden sarıldık. Ben hemen durumu öğrendim ve bana bağlı birliklerle muhabereye başladım. Teröristlerin muhtemel kaçış istikametlerine timler çıkardım. Samanlı temas sağladı ve görevini yaptı. Çatışma köy içinde yer yer devam ediyordu. Durum öğleye doğru kontrol altına alındı. 28 vatan evladı kahramanca çatışmış, teröristlerin sinsi, hain ve kalleşçe açtıkları ateş sonucu şehit olmuştu. 28 şehidimiz törenle uğurlandı. Yaralılar hastanelere sevk edildi. Terörist zayiatı sayılamayacak kadar çoktu. Silahları bir cephaneliği dolduracak kadar vardı. Havanlar, roketler, makineli tüfekler, hafif silahlar, bombalar... Bir rivayete göre Osman Öcalan bizzat bu harekatı Nahal Tepe'den yönetmiş. Zaten oraya mevzilenmiş uçaksavarı kobraların üç dört sortisi, uçakların birkaç kez vuruşuna rağmen akşama kadar susturamadık. Akşam olurken uçaksavar hala Samanlı Üssü'ne taciz ateşine devam ediyordu. Sonradan Irak'a geçip bu mevziyi inceledik, kayalar oyularak muhkem hale getirilmiş bir mevzi olduğunu gördük.
 Bana göre Derecik Çatışması PKK için tam bir bozgundur. En büyük yurtiçi zayiatını burada vermiştir.
 PKK'nın geçtiğimiz yıllarda (2000'ler) 'Savaş ve Ordu Klavuzu' adı altında bir kitabı gizlice piyasaya sürüldü. Geçmişte yaptıkları hataları dile getirip özeleştiri yapıyorlardı.
 Kitabın başlı altında 'parti merkez okulunda bir grup ARGK komutan ve yöneticisi tarafından hazırlanmıştır' şeklinde bir de not düşülmüş. Konumuzla doğrudan ilintili olduğu için kitabın 68. ve 69. sayfalarından bazı notları aktarıyorum. Gerisini teröristler anlatsın:
 ''Başarılı Mawan (Şemdinli-Samanlı jandarma sınır karakolu) karakol eylemi taktikte açılım sağlar (4 Ağustos 1991'de yapılan terörist saldırısı sonucu bu karakolda görevli dokuz jandarma eri şehit olmuştur). Yeni bir taktik aşama değildir bu ama taktiğin kendi içindeki bir eylem aşamasıdır. Yine de önemli bir başlangıçtır. Taktiğin tıkanıklıktan kurtulması demektir. 1991'in ortalarında başlayan bu taktik çizgi başarılı bir şekilde Eriş-Çukurca, Bespin, Avya (Botan), Taşdelen (Uludere), Deştan (Çukurca), yine ilk yarısındaki Cudi atılımı gibi eylemsel gelişmelerle, 1992'nin ilk yarısına kadar devam ettirilir.
 Mawan (Samanlı) eylemiyle de denilebilir ki, 1985'lerden bu yana bir türlü bir türlü geliştirilemeyen bir taktik gelişme ortaya çıkarılmıştır. Ama düşmanın buna karşı yeni taktik düzenlemeye gitmesi durumunda, var olanı aşıp yeni atılımlar gerçekleştireceğimize, aynı biçimde karakol ve tepe eylemlerinde ısrar edilmiş ve bu ağır sonuçlar yaratılmıştır. Özellikle askeri açıdan hangi mantıkla yapıldığı bile kolay kolay izah bulamayan ve erken iktidar hastalığının örneklerinden olan Rubaruk (Şemdinli-Derecik), Helena (Şemdinli-Alan), Bezele (Şemdinli-Aktütün) eylemleri adeta çılgınca diyebileceğimiz girişimler olarak kaldıramayacağımız kayıplarla sonuçlanmıştır. Bu dönemde doğru temellerle yapılmayan ve bir anlamda kariyer hırsından kaynaklanan bir yarış, taktiğe hayat bulduracağına, aşama yaptıracağına, taktiği tamamen tanınmaz ve işlemez hale getirmiştir.
 92-94'ün Şemdinli kahramanları, bu satırları iyi okuyunuz. Bu bir tarihi belgedir. Verdiğimiz şehitlerin kanlarının yerde kalmadığının belgesi. Bu PKK ile mücadelenin başarı belgesidir.
...
 Derecik Çatışması uzun süre gündemde kaldı.. Hem bizim hem komutanların hem de iktidara sahip olanların gündeminde. Bölgede ilk kez bir dağ komando taburunun bölüğüne saldırı düzenlenmişti. Yaptığım araştırmalara ve biraz da köylülerin anlatımlarına göre, teröristler yaklaşık 600 kişilik bir grupla gelmişlerdi. Ana çıkış noktaları Hakurk Kampı idi. Bu kadar büyük bir sayı ile saldırı yapmalarının sebebi, Derecik; Gerdi Aşireti'ne mensuptu ve PKK'ya geçit vermeyen, kararlı bir aşiretti. Diğer sebebi ise bölükte dağ komando unsurları bulunuyordu, gözü pek, atak, cengaver dağ komandoları.
 Hakurk'tan çıkan ana grup batıya doğru sırtlardan ilerleyerek Nihaltepe'de taktik komuta yeri teşkil etmişler, kalanlar iki koldan, doğu-batı ve güney-kuzey istikametinden gelerek Derecik'i çembere almışar. Ana kollardan ayrılan küçük gruplar Yeşilova'dan geliş istikameti olan Ketina Boğazı'nı tutmuş ve sabahki çatışmada yanılmıyorsam orada görevli 13 vatan evladını şehit etmişler ve yolu kesmişler. Diğer küçük gruplar da takviyelerin gelmesini önlemek için Samanlı-Derecik, Umurlu-Derecik yollarına pusu kurmuşlar.
 Gerek komandolar, gerekse Gerdi aşiretinin korucuları öyle pabuç bırakacak cinsten değil, her noktada teröristlerle çatışmaya girmişler. Daha sonra Samanlı timleri de temas sağlayınca olay teröristler için tam bir bazgun oldu. Bozgun sahnesine ben yetişmiştim zaten, bizzat görüyordum. Olay yerinde kalan izlerden zayiatlarının 300 civarında olduğunu düşünüyorduk.
 Ben bir hafta kadar bölgede kaldım. Benim yiğit delikanlı Koray ile İsmail'in timini Yeşilova'ya getirdim. Onlar keşif ve gözetleme faaliyetlerini yaparak askerlere moral verdi. Ben de köyleri dolaşmaya başladım.
Erdal SARIZEYBEK, Şemdinli'de Sınır Aşmak, s. 100-108
İmana gelin!!!



Dönitz genel ev kursun :smoking:









STURM DER FLAMME: YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg424436#msg424436
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YAZI DİZİSİNE DE YENİ BÖLÜM GELDİ (30.6.2013): http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=25043.msg583257#msg583257







Gemideki kadınların %10'u hamile kalmış. asg*






YA kim ateyiz ya  :wall:









STURM DER FLAMME DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
http://www.paradoxfan.com/forum/index.php?topic=29872.msg508380#msg508380

Sikkim çok küçük.






Niye ki Sikkimle oynamak çok eğlencelidir, herkese öneririm.







Darbe yapinca darbe oluyor...






















 

Paradox Development Studio Facebook sayfasıParadox Dev Studio Twitter sayfasıParadox Interactive Google+ sayfasıParadox Interactive Youtube sayfasıParadox Interactive Steam sayfasıParadoxfan RSS beslemeleri

| www.totalwarturkiye.com | www.assassinscreed1092.com | www.diablofanturkiye.com | www.starcraftturkiye.com |