4 Ekim 1853 - 30 Mart 1856 tarihleri arasında yaşanan Kırım Savaşı’nın nedeni her zamanki gibi Rusya’nın sıcak denizlere inme politikası ile Avrupalı devletlerin (İngiltere, Fransa) çıkarlarının birbirine ters düşmesidir.
Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın ardından yaşanan iç bunalımda yardımcı olan Rusya bir zaman sonra stratejisini değiştirerek Kudüs gibi kutsal yerler sorununa el attı. Osmanlı burada bulunan Ortodoks ve Katoliklere ayrıcalıklar yapmıştı. Her iki mezhebin savunucuları olan Fransa (Katoliklerin koruyucusu) ile Rusya (Ortodoksların koruyucusu) bu alanda çatışmaya başladılar. Aslında bu bir bahaneydi. Rusya’nın amacı Osmanlı’yı yıkmaktı ve ortada kalan Osmanlı ise parçalanmaya doğru ilerliyordu.
Rusya İngiltere’ye müttefiklik önermiş (Osmanlı’yı paylaşmak için) ancak İngiltere’nin çıkarlarına uymayınca teklifi reddetmişti. Ardından Osmanlı’ya bir teklifte bulunmuş ve Osmanlı sınırları içerisindeki bütün Ortodoksların koruyucusu olmak istemişse de bu teklifte reddedilmişti.
En sonunda çatışmalar savaşa dönüştü ve Osmanlı’nın yanında İngiltere, Fransa, Sardinya Krallığı müttefik olarak Rusya’ya savaş ilan ettiler ve Kırım’a ortak bir çıkartma yaptılar.
İşte bu sırada Ahmet (Ağıtta ismi geçen kişi) bu askerler arasındadır. Bu ağıt Nokta Hala tarafından Kırım Savaşı’nda savaşan ve şehit olan oğlu Ahmet için yakılmıştır. Nokta Hala Kırım’da şehit düşen çocuğunun hasretine dayanamaz ve Kırım’a gidip naaşını geri yani köyüne getirir. İşte bu ağıtta bu sırada ortaya çıkmıştır.
Son olarak bu ağıt bugün dahi oldukça içten söylenir ve şuan da gerçekten iyi sanatçılar tarafından söylenmektedir.
Çıkamadum çol varoşun duzina
Düğün olur gelinina kizina
Gelin edup bakamadum yuzina
Senden sonra gelin görmem Ahmedum
Oy ana oy ben ne edeyim
Bu derd ile nerelere gideyim
Bülbül öter ilga eder dalini
Ördek yüzer dalga eder gölini
Gittun mesken ettun Kirum eluni
Bundan sonra daha koymam Ahmedum
Yaz gelende yaylalarun yeşili
Kış gelende mısırlarun seçili
Bizum köyün kiz gelini puili
Bundan sonra puşi takmam Ahmedum
Nokta ana etsun bir tava helva
Toplanup yesunler Emine Heva
Ağlama validem yureğum sava
Bir tükenmez derde düştüm Ahmedum
Kaynak;
Ben 